28 Ocak 2012 Cumartesi

Türk Futbolunu Temizlemeye Çalışan Özneler

Hani bizim "belediye çukuruna" düşmüş zaman zaman çok kirli yerine göre über kirli, puan durumu mevsim normallerindeyse az kirli ligimiz var ya hani bazılarının artık dayanamadığı ve temizlemek için operasyon başlattığı. Anladınız değil mi hangi lig olduğunu. Tamam anladıysanız bu temizleme operasyonundaki "inşaat işçilerinden" bahsedelim.(savcım yanlış anlama şike yok ufak bir gönderme sadece)

TFF Genel Kuruluna gönderdiği delegelerden biri bu haberin öznesi olan ve şu haberin öznesi olan kulüp başkanı bu haberdeki öznenin programına çıkıp bu haber ve şu haberdeki öznenin ve bu haberdeki kulüp yöneticilerinin savunduğu iddiaları baz alarak Türk futbolunu temizlemeye çalıştıklarını ve bu yolda başbakanın kendilerine kızgın olmasına gerek olmadığını, 20 milyon taraftarı ile başbakana her türlü desteği vereceklerini açıkladı.

Şimdi siz diyorsanız ki "Çiviyi Çiviyle sökmeye çalışıyoruz, hiç suçluları yakalamak için diğer suçlulardan yardım alınan Amerikan Filmlerini izlemediniz m?", ben buradan cevap vereyim Biz Çivi Değiliz.

11 Ocak 2012 Çarşamba

Sadri'nin Kahpe Bizans'taki Ufak Rolü

3 temmuzdan beri ben bu Sadri'yi bir yerden hatırlıyorum hatırlıyorum diyorum. Sonunda buldum. Bu adam Kahpe Bizans'ta rol almıştı..Birden çok sahnede de karşımıza çıkmıştı...Aşağıdaki videonun 25.15 ve 26.16.dakikaya bakın göreceksiniz..Nerden nereye...



2012 Türk Futbolunun Kısa Özeti

1- FENERBAHÇE A.Ş. teknik sorumlusu AYKUT KOCAMAN'ın, 04.01.2012 tarihlerinde basında yer alan sportmenliğe aykırı açıklamaları nedeniyle takdiren 1 RESMİ MÜSABAKADA SOYUNMA ODASINA VE YEDEK KULÜBESİNE GİRİŞ YASAĞI CEZASI ile cezalandırılmasına,


2-Aynı müsabakada GALATASARAY A.Ş. teknik sorumlusu Fatih Terim hakkında, akreditasyon kartını görünür şekilde takmamasından dolayı sevk yapılmış ise de, talimat değişikliği nedeniyle isnat olunan disiplin ihlalinin unsurları oluşmadığından CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,

28 Aralık 2011 Çarşamba

Mevcut Transfer Sistemi vs Galatasaray'ın Transfer Sistemi

Galtasaray'on mevcut transfer sistemini anlamak istemediğini biliyoruz.. Bunu normal yollardan denedik olmadı bir de Kemal Sunal önderliğinde deneyelim.

Mevcut Transfer Sistemi;



Galatasaray'ın Transfer Sistemi;

Apti Şakrak İle Uygulamalı Kız Kaçırma Teknikleri | alkislarlayasiyorum.com



Belki bu sefer aradaki farkı anlarlar kim bilir.

20 Aralık 2011 Salı

Fenerbahçe Neden Deli Gibi İsyan Ediyor?

Herkes birbirine soruyordur "Fenerbahçe neden deli gibi isyan ederken, Beşiktaş ve Trabzon sus pus halde el pençe divan duruyor" diye. Küçük bir anektod ile durumu anlatmaya çalışayım.


“Zengin baba bir türlü adam olmayan oğluna, ‘Artık sana para yok.’ demiş. ‘Çalışıp kendin kazanacaksın.’ Karısına da, aynı konuyu açmış, oğluna, hangi nedenle olursa olsun para vermemesini tembih etmiş. Ertesi gün oğlan annesine gitmiş, para istemiş. Ana yüreği dayanamamış, çıkarmış gizliden beş lira vermiş.
Akşam getirmiş oğlan, parayı babasına uzatmış, ‘Al baba’ demiş, ‘Çalıştım gün boyu, bunu kazandım.’ 
Peki demiş adam ve parayı arkasında yanan şömineye atmış.
İkinci gün yine aynı olay yaşanmış. Adam bu sefer karısına da para vermemeye başlamış. Parası biten anne de oğluna verememiş... Parası kalmayan oğlan, bir kum ocağında iş bulmuş, tüm gün çalışıp kazandığı beş lirayı babasına getirmiş. Baba, peki demiş ve parayı ocağa fırlatacakken oğlan üzerine atlamış. ‘Tamam’ demiş baba, ‘Bu parayı sen kazanmışsın.”



İşte bu yüzden biz köpek gibi çalıştık, didindik, peşkeşe göz yummadık, kendi emeğimizle bir şeyler yaptık. Hiçbir şey bize havadan gelmedi ondan hiçbir şeyin de bir yalan uğruna elimizden alınmasına sessiz kalamıyoruz. Aldığımız kupaya sonuna kadar inandığımızdan iade etmiyoruz..

28 Kasım 2011 Pazartesi

Let's Tweet Again and Again

Dear Sean May,

Twitter'a geri döndüm. Buradan bana ulaşabilirsin.

Sevgiler,
Mert

27 Kasım 2011 Pazar

Futbol Romantiklerine - Göz Ela



Romantik dediysek dönen her türlü "başından savcısal" boku görüp, mehmet baranjuice gibi bir adamın peşine koşup "adam haklı beyler sanırım" diye devam edip, emenike para sayıyormuş, aziz yıldırım mahmut başkana küfür etmiş çok çok ayıp olmuş diye geveleyenlerden, içeride asbaşkanı ve teknik direktörü varken bu mesele Fenerbahçe'nin değil Türk futbolunun meselesidir tadında yalandan sahiplenenlerden bahsetmiyorum, bak valla şike yaptıysak bizi düşürsünler pişkinliğini yapanlardan hele hiç.. Sadri Alışık - Şener Şen kırmalarının yanından bile geçmiyorum. Güneş-i Filozoflardan hele hiç  bahsetmiyorum yanlış anlaşma olmasın

14 Kasım 2011 Pazartesi

Milli Takımı Tapulu Malı Zanneden Mal

Balık baştan kokar derler ya bu da aynı hikaye. GSGM bir peşkeş yapmış, üzerinden kira alıyor. Olabildiğince maçı orada oynatıp bundan cukkasını sağlıyor mu sağlıyor. Ne güzel iş değil mi?


Mehmet Ali Aydınlar'ı geçiyorum.Bir gazete çıksın  cumartesi günü "Al Sana Şike!" veya " Bu da mı Şike" diye başlık atsın diye bekledim ama sonra Yeni Türkü'nin "Çember" şarkısı çalındı kulağıma. Haliyle beklentilerini düşürdüm.


Ülkenin yeni yapılanmasında akil duruşlu olup yaptıklarında akıldan zerre iz göremediğimiz bir sürü adam türedi. Bu listeye son katılan Cüneyt Tanman oldu. Aykut Kocaman'a sezon başında verdiği abuk sabuk cevapla aslında çemberin içinde mi yoksa dışında mı olduğunu bize çok net göstermişti. Şimdi işin altına imzasını attı. Kedi Canını Senin Cüneyt... Maşşallah Maşşallah iyi yoldasın...


3 Ay evvel aynı stadda Emre protesto edilirken "''Maçın başında tepki gösterebilirsiniz, ayağına top geldiği zaman sessiz kalabilirsiniz, ama 45 dakika ıslıklanmasına şiddetle karşıyım''  diyerek bakış açısını az çok belli eden Cüneyt bu sefer de "Türk Telekom Arena'ya ve oraya maçı izlemeye gelen taraftarlara haksızlık yapmayalım. Türkiye'nin neresinde olursa olsun, bu kadar önemli bir maçta skor 3-0'a geldikten sonra tepki olur. Böyle önemli bir maçta 3-0 geriye düşmüş milli takım, değil İstanbul'da, hangi ilde destek görür?" şeklinde yaptığı açıklamayla taraftarlar için bir el kitabı, bir yol haritası çıkarma konusunda emin adımlar atıyor.


Bir sonraki açıklamasında hangi şartlarda sahaya rakı şişesi atılabilir, hangi şartlarda stad çıkışında adam bıçaklanabilir, ne zaman sahaya girmeli gibi konulara da açıklık getirirse başta büyük Galatasaray taraftarı olmak üzere herkese ışık tutarsa çok sevineceğim.


Sen 3 tane gol yiyen seyirciye empati yap ama orada golleri yiyen adamın durumuyla ilgili en ufak bir çıkarım yapma.Aferin sana. Tam döneminin adamısın. Aynen devam.


Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Gökhan Gönül tepkilerine. Ulan bu adam sene başından beri kaç antrenman yaptı biliyor musunuz? Peki bu antrenmanlara niye çıkamadı, niye sakatlığı tam geçmedi, niye tedavisine geç başlandı onu hatırlıyor musunuz?? Zannetmem.. Hadi buradan bir okuyun sonra yüzünüz varsa devam ederiz.





20 Ekim 2011 Perşembe

To Assist or not To Assist

Maçın özelinde çok iyi şeyler söylemek mümkün değil. Ama Galatasaray mağlubiyeti üzerine gelen bu mağlubiyeti     de şok şok şok diye karşılamak için biraz hayalperest olmak lazım. Bu yavaş başlangıç geçen hafta yazdığım yazıda da belirttiğim üzere anlaşılabilir ve telafisi olan bir durum. Ondan yandık bittik edebiyatı yapıp, Oğuz gitsin Kaya gitsin, Koç gitsin, Curtis gitsin demektense geçen sene yaptığımız iyi şeyleri hatırlatmanın daha faydalı olacağını düşünüyorum. Sonuçta biz geçen seneden biliyoruz ki bu takım her takımı hem içeride hem de dışarıda yenebilecek potansiyele sahip. Buna ek olarak oyuncu kalitesi de geçen senenin üstünde. Geçen seneden daha kalitesiz gibi gözükmelerinin sebebi oyuncu kumaşları değil form ve ritim durumları.

Geçen sene neyi iyi yapıyorduk bu sene neyi iyi yapmıyoruz.

Öncelikle savunmadan başlamak lazım. Bu takımın bize geçen sene öğrettiği en önemli şey maç boyunca bir çeyrekte 18 sayı üzerinde yemenin normal olduğu ancak bunun bir maçta bir çeyrekten fazla olmaması gerektiğiydi. Basketbol belki genel olarak böyle rakamlara sıkışmış bir hedefle sahaya çıkamayacağınız kadar farklı dinamikleri olan bir oyun ancak konuyu  Fenerbahçe'nin özeline indirgediğimizde olmazsa olmazlarından. 2.çeyrekte yenen 22 ve 3. çeyrekte yenen 19 sayı maç sonu için önemli sinyaller veriyordu. Nitekim Prigioni'nin yaptığı asistler bizim savunmanın aslında ne kadar da muhallebi kıvamında olduğunu gözümüze tekrar tekrar soktu. Burada koçu eleştirebileceğimiz  noktaların başında Oğuz - Vidmar rotasyonunu iyi becerememesini söyleyebiliriz. Kısa savunmamız hala geçen senenin altında da olsa yine de bu maçlar için idare edecek seviyenin çok uzağında değil. Ancak Oğuz ve Kaya'nın leyla faslından bir türlü geçememesi büyük sıkıntı yaratıyor. Koç; Galatasaray maçında olduğu gibi bu maçta da Vidmar'ı az kullandı. Bunun koçtan mı yoksa oyuncunun fiziksel durumundan mı kaynaklandığı bilmiyoruz ancak eğer bu koçun kararı ise sıkıntı var demektir. Geçen sene beğenmedimiz Lavrinoviç'i bile arar durumdayız, hele CSKA'nın Zalgris maçını izledikten sonra biraz da sitem ederek.

Gelelim geçen seneden bu seneye fark  eden, canımızı en çok sıkan başımızı en çok ağrıtan ve başlıkta belirttiğimiz olaya. Hücumdaki temposuzluk, formsuzluk ve bu ikisinin getirdiği "asistsizlik". Geçen sene Euroleague'de oynadığımız 16 maçta attığımız 456 basketin 235'inde asist yapmıştık. Bu da yaklaşık her 2 basketten biri demek. Dün akşam ise 23 baskette sadece 5 asistimiz vardı. Ki çeyreklere böldüğümüz zaman durum daha da sıkıntılı bir hal alıyor. 3 asist yaptığımız ilk çeyreği bir kenara  bırakıp tabloyu incelediğimiz de 2. çeyrek hiç asist yapmadığımızı görüyoruz. 21. dakikada gelen Ukic'in asistinden sonra maçın sonuna kadar yaptığımız tek asist ise 38. dakikada Oğuz Savaş'tan geldi. Bu zaten başlı başına sıkıntının ne olduğunu çok net gösteriyor. Bu takımın ana rotasyonu şu an için dün sahaya adım atan 10 kişiden oluşuyor. Bu 10 kişiden dördü yeni (biri  Kaya). Bu adamların biraz zamana ihtiyacı var. Oyuncu profillerinde büyük bir değişim yaşanmamışken, koç ve strateji aynı kalmışken geçen sene on beşe yakın olan asist ortalamasının bu maçta bu kadar sınırlı kalmasının sebebi demin de dediğim üzere uyumsuzluktur. Zamanı gelince Curtis yine penetre edecektir, Sefo yine hızlı hücumu smaçla  bitirecektir, Bogdanovic yine 15 üstü sayılara imza atacaktır. Kaya için bir şey söyleyemeyeceğim 2 sene evvel 2 elini kullanıyordu, geçen sene teke indi bu sene o elden de vazgeçip emekliye ayrılırsa hepimiz için en hayırlısı olur.

Ve değişen en önemli diğer unsur. "Taraftar!". Ben bazı şeyleri anlamakta ciddi güçlük çekiyorum. Bu takımın böylesine kritik bir maçta dolu tribünlere oynamamasına cidden bir açıklama getiremiyorum. Forumlarda, bloglarda takıma sallayan, fikir veren her 5 kişiden 1'i maça gelse. O salon dolardı. Yazık ki ne yazık. Şunun şurasında Abdi İpekçi'de gidilecek ya 3 maç var ya 5 maç. Taraftar olarak bazı şeyleri mükemmel yaparken, bazı şeylerde böyle çuvallamamız üzüntü verici.

Bu takımın haftaya Olympiakos deplasmanından galibiyet çıkaracak gücü var. Haftaya kazanırız ve bu mağlubiyeti çok uzatmadan kompanse etmiş oluruz. Yok o da olmazsa Aydın  Örs gönderildi diye salona gelmeyen taraftar yeni bir "gelmeme bahanesi" bulmak için can çekişir.

18 Ekim 2011 Salı

Sadri Alışık Desem değil Şener Şen Desem Hiç Değil

Bu Trabzonspor camiası zengin eşi bulunca görgüsüzleşen kadın/erkek gibi. Oturmuşlar devlet babanın sağ dizine, "baba bana kupa al", "baba beni avrupaya gönder", "baba arkadaşım beni dövüyor", "baba çok canım acıdı." kalıplarıyla ağlamaya devam ediyorlar.

Başkanları  da enteresan adam. "Sadri" Alışık'ın sempatikliğini,  almaya çalışmış ama tam olmamış keza "Şener" Şen'in de komikliğine salça olmuş o da üzerinde yavan durmuş. Tıpkı Şenol Güneş'e yapıştırılan "filozof" sıfatı gibi. Gün geçmiyor ki şirin babaları, sempatik mi sempatik başkanları önderliğinde bir başka saçmalığa el atmasınlar.

Devlet babaları, örtülü veya örtüsüz o kadar güzel besliyor ki bu çocuğu onlar da bir yerde şımarmakta haklılar.  Trabzonspor bir insan da vücut bulsa kesin "gemicik" sahibi olurdu  ayda bir de Remzi'ye telefon açardı "bana bi 20.000 lazım" diye.

Bugünü yine bomba iki açıklamayla bitirmişler. Gerçi gece uzun geleneksel şampiyonlar ligi maçı sonrası bize kupamızı geri verin açıklaması gelebilir, Erman'la enseye tokat göze parmak resim çektirilebilir. Belli mi olur en iyisi biz şimdiye kadar olan iki  açıklamayı yazalım.

Önce demişler ki biz yasa tasarısı değişikliği için imza atmayacağız dediğimiz halde genetikleşmiş kaypaklıklarımızdan birini yaptık ama bir sor niye yaptık.Açıklamaya gel "Buna göre, söz konusu yasada kulübümüzün değişmesini talep ettiği öncelikli madde, taraftarların çıkardığı olaylar nedeniyle, kulüp başkanları ve yöneticilerinin sorumluluk altında tutularak, ağır cezai müeyyidelerle karşılaşmaları konusudur. Türkiye Süper Lig Profesyonel Kulüpleri Birliği ve Vakfı'nın yetkilendirdiği Sayın Levent Bıçakçı'nın hazırladığı taslakta gündeme getirip, değişmesi üzerinde ısrarcı olduğumuz madde, bu maddedir. Bu gerçekten hareketle, işlenen suçun üzerinin örtülmesi ya da bahse konu suçu işleyenin cezasız kalması gibi bir yaklaşımımız hiçbir zaman olmamıştır, olmayacaktır."


Ya biz taraftarı kurtarmak için imza attık yoksa diğer değişen maddelere karşıyız.Yürü git.. Ben susuyorum Cem Yılmaz devam etsin.




İkinci açıklama da fena değil. Bizim başkana basket maçında kaka sözler söylediler diye TBF'ye şikayette bulunmuşlar. Tabi alışmışlar TFF'den taleplerin yerine gelmesini şimdi TBF'ye yönelmişler. Siz, salonlarda ilk defa mı küfür duydunuz?Geçen sene oynanan Trabzonspor - Fenerbahçe basket maçını seyrettiniz  mi? Kendi taraftarınıza yönelik bir siteminiz  oldu mu? Biz küfüre karşı dik duruyoruz  çünkü bizim başkan küfürü engellemek için samimiydi. Bu samimiyetin en büyük göstergesi de bu uğurda kendi taraftarını karşısına almıştı. Gerçi ne fark eder spor bakanımız, bizim başkana ana avrat dümdüz gidilen maçtan sonra taraftara centilmence tutumundan dolayı teşekkür etmemiş miydi?

13 Ekim 2011 Perşembe

Komşunun Kazı Bize Kanarya Gözükürmüş

Bir mağlubiyet almışız, ne koç kalmış ne takım... Vay vay... Madde madde  gidelim anlatımı temiz ve rahat olsun.


1- "Nasıl Galatasaray'a yeniliriz?Konu komşu ne der sonra?"

Arkadaşım göz var nizam var. Galatasaray'ın bu kupaya daha hazır gireceği zaten aylar öncesinden bilinen bir gerçekti. Adamlar 10 gün evvel form düzeyleri en tavan noktada olacak şekilde hazırlandılar ve buraya tam kadro ve bizden daha hazır halde geldiler. Şunu söyleyelim bu Galatasaray'ın en üst noktası. Galatasaray bundan daha az sakatla olmayacak, bu takıma dışarıdan gelecek oyuncu olmayacak, formları da daha yukarı çıkmayacak. Bize ise Sefo katılacak, ardından Mirsad ve Engin gelecek sonra da Tomas geri dönecek. Kaldı ki Ukic daha yeni dönüyor, Jerrels'ın oynadığı 4. maç, Vidmar sakatlıktan çıktı, ve takımın en önemli iki adamı Ömer ve Emir geçen sezonu en geç bitirip, direk milli takıma katılıp oradan da direk takıma geri döndüklerinden hem  fiziksel hem mental olarak çok hazır değiller. Bu şartlarda "galatasaray yeaaa!" diyip takımın üzerinden geçmek biraz ayıp.

2- "Hani NBA'den oyuncu almayacaktık, o zaman Ömer de gelsin,  Enes de gelsin, Semih de gelsin."

Arkadaşım adam diyor ki ben mevcut pozisyonunda sezonu tamamlayacak oyuncum varken üzerine 2 ay oynayıp dönecek adam getirmek istemiyorum. Bundan mantıklı ne olabilir. Ama kör gözler  Sefo geldi uzun niye alınmıyor diyor. Be kardeşim, Tomas sakat diye alındı bu adam onun rotasyondaki açığını kompanse etmek için. Sen daha bunu göremiyorsan, bu adam sana ne anlatsa anlayacaksın ki? Tamam Kaya ve Oğuz'lu pota altı "Atatürk Ormanından" hallice ama sen Semih'i getirip 2 ay oynatacaksın ondan sonra adam geri dönünce yine Kaya yine Oğuz.

3- "Sokarım dengesine Ömer gelsin, Enes gelsin."

Ya cidden bu kadar mı başarı odaklıyız. Şu an Ömer ve Enes'e eskisi  gibi kollarınızı açabilecek misiniz? Diyeceksniz "ya kaya"? Daha kaçımız onu kabul etti ki? Adam takımın 5. uzunu etkisiz elemanı.

4- "Ya bu Curtis de kim yeah, Ender ama Ender, Ukic kim ya alabiliyor musun Diamantidis'i, araştırıp araştırıp Hakan'ı mı bulmuşlar?"

Curtis dediğin adamdan ne beklediğimiz konusunda bir hem fikir olalım. Bu adamdan iyi savunma bekliyoruz, hücumda tempoyu değiştirmesini bekliyoruz, uzunları beslemesini bekliyoruz değil mi? 3'lük sokmasını beklemediğimiz konusunda hem fikir miyiz? En azından oyuncuyu bilenler 3'lük atmayacağını biliyor değil mi? Ok sorun yok. Nasıl 5 top kaybı yaparmış bir Saras değilmiş. Geçen sene izlediğiniz Saras'ı Macabi'deki Saras'la karıştırıyor olabilir misiniz? Biz çok kötü bir Saras izledik. Bu adamı biraz bırakın. Bu adam bi Lynn Greer değil. Çok daha fazlasını verecek azıcık sabır. Kör ölür badem gözlü olur veya komşunun kazı koşmuya tavuk görünürmüş herhalde Fenerbahçe'li atalarımız tarafından söylenmiş olsa gerek. Ender'e özenmek nedir? Ender'i nasıl almazsın diyecek kadar nasıl büyük bir akıl tutulması yaşıyoruz bilemedim. Ukic zaman zaman kontrolü kaybetse 'de Euroleague'in en  iyi 5 oyun kurucusundan biri olduğu konusunda şüpheleriniz varsa lütfen bir sonraki maddeye geçiniz. Ukiç - Jerrels dengesi oturduktan sonra ikisini de bağrımıza basacağız. Kaldı ki rotasyonbiraz daha genişleyip, ritim bulunca iki oyuncunun da üzerindeki sorumluluk azalacaktır. Hakan basketbolcu değil, 23 numarayı giymesi yeni kurallarla yasaklanması gerekir tamam bunlarda hem fikiriz de adam tam kadro olduğumuz zaman rotasyondaki 17. oyuncu olacak. Bunun üzerinden laf çakmak da tam bir "fırsatını buldun ya fırsatını" olmuş. Yazık.

5- "Furkan Aldemir'i nasıl almayız?"

Yavrum sen karşında her türlü desteği almış bir Galatasaray olduğunun farkında mısın? Yok meraktan soruyorum farkında mısın? Farkındaysan ikinci aşamaya geçelim. Galatasaray'ın bir proje olduğunu ve 5'te 5 yapması için her türlü desteği alacağını göremiyorsan zaten diyecek çok bir lafım yok. Bir Aziz Yıldırım vardı tek başına savaşan artık o da yok.

6- "Koç çok kötü, koç gitsin Aydın Örs gelsin"

Öncelikli olarak şunu kafana sok, koç kötü mötü değil. Geçen sene Final 4 umutlarını Vidmar ve Mirsad'ın iki tane şansız sakatlığıyla kaçırdığımızı hepimiz hatırlıyoruz değil mi? Peki geçtiğimiz sezona hangi ümitlerle başlamıştık onu hatırlıyor muyuz? Finalde Galatasaray'a 2 maç verdiğimizi hatırlayan kafa şampiyon olduğumuzu hatırlıyor mu? C.Başkanlığı kupasını 20 sayıdan verdiğini hatırlayan kafa, play-offlarda Efes'i süpürdüğümüzü hatırlıyor mu? Burada Olympiakos'a kaybettiğin maçı hatırlayan kafa deplasmandaki maçı hatırlıyor mu?

7 Ekim 2011 Cuma

Yıldırım Demirören ve Hatırlattıkları


Bugünkü yayınladığı övgü dolu taziye mesajını görmüşsünüzdür. Aklıma İlyas Salman'ın yol yordam bilmeden belediyecilerle olan münasebeti geldi. Hiç mi İlyas Salman'dan ders almadın be Yıldırım Demirören. İnsan biraz göstermeden yapar bari. (1.07'den itibaren izlenmesi tavsiye edilir.)

Biri duble yol  ister, biri stad ister, biri yalar yutar biz adalet isteyince al başına bela..

5 Ekim 2011 Çarşamba

İlahi Mehmet Ali Sen Adamı Gülmekten Öldürürsün

Mehmet Ali Aydınlar Ersun Yenal'ın görevdenalınmasını Hakan Şükür'mü istedi sorusuna şöyle cevap vermiş: “Türk futbolunu tek kişi yönetiyor: Mehmet Ali Aydınlar. Hakan’ı en son Kazakistan maçında gördüm. Benim işime ve kararlarıma kimse müdahale edemez.”


Hakan Şükür ne der bilmiyorum ama bir çok kesim bu lafa büyük kahkaha atmıştır. Tekrarlayalım da iyice aklımızda yer etsin. 


- Türk Futbolunu tek kişi yönetiyormuş.O da Mehmet Ali!!
- Mehmet Ali'nin işine ve kararlarına da kimse müdahale edemiyormuş.

30 Eylül 2011 Cuma

Hıncal Uluç ile Beyin Ölümüne Giriş

Amcam popüler olana ilgi duyar ya bu sefer de Avrupa Şampiyonasında yarı finale çıkan Kadın Voleybol takımımızla ilgili yazmış. Yazısındaki küçük bir ayrıntı gözüme takıldı. Ukala Dümbeleği, Fenerbahçe'li Eda  Erdem'i çok beğenmiş onu övüyor, överken de yıllardır kendisine anlatmaya çalıştığımız hafıza sorunları ister istemez ortaya çıkıyor. İnsanın gözüne batıyor. Hıncal diyor ki; "Ama benim gözüm, ilk defa izlediğim Eda'ya takılıyor.. " 


Link vermeden buradan bir kaç ay geriye gidiyorum 6 Nisan 2010'a beyim fotomac'ta bir köşe boyunca Fenerbahçe'nin Bergamo ile oynayıp 3-2 kaybettiği maçı değerlendiriyor. Yok biraz Gamova oynasaymış yok şu yok bu. Araya da voleybol bilgisi serpiştiriyor. O maçı pür dikkat izleyen birinin 2010 F4'unun en etkili, en göze batan isimlerinden biri olan Eda Erdem'i ilk defa izliyorum diye bugün köşe yazması kabul edilebilir değil. 


Ben bu yüzden yıllardır Sabah Gazetesi, Hıncal  Uluç'tan her ay sağlık raporu alsın ve yazdırmaya öyle devam  etsin diyorum. Adamın beyin ölümü gerçekleşmiş. 


Belki de ben abartıyorumdur.İçinde "Erdem" geçen bir şeyin Hıncal'ın dikkatinden kaçması çok da yadırganmamalı. Bilemedim!!


Hıncal Uluç Sendromu için tıklayın.

27 Eylül 2011 Salı

Alışmış Sahtekar Kudurmuştan Beterdir

Hiçbir şaibeye karışmamış büyük camiamız Cemal Nalga skandalının atletizm versyonu çıkınca ne demişti; "Bugün Sabah Gazetesi’nde “Skandal 2” başlığı ile yer alan haber üzerine aşağıdaki açıklama gereği doğmuştur5-6 Haziran tarihlerinde Sadi Gürçelik Atletizm Pisti’nde yapılan Gençler 1. Kademe müsabakalarda Mert Baş’ın sakatlanması üzerine Atletizm Mevzuatlarına uygunluğu çerçevesinde, Mert Baş’ın yerine Tugay Levent müsabakalara katılmıştır."


Peki Türkiye Atletizm Federasyonu ne karar almış;

Ceza kurulu 23.09.2011 tarihindeki toplantısında aşağıdaki kararları almıştır.

05-06 Haziran 2011 tarihlerinde İstanbul’da yapılan Gençler Ligi Eleme Yarışmaları ile 02-03 Temmuz 2011 tarihlerinde Trabzon’da yapılan Yıldızlar ligi Final Yarışmalarında Galatasaray Spor Kulübü sporcusu Mert BAŞ’ın yerine aynı kulüpten Turgay LEVENT’in yarıştırıldığı iddiasıyla düzenlenen dosya ve daha sonra soruşturma kapsamına alınan Galatasaray Spor kulübü ve Antrenör Hasan ÖZBAKIR hakkında düzenlenen dosya incelenmiş;

1-Atlet Mert BAŞ’ın Disiplin Cezasını gerektirecek bir eylemi olduğu konusunda yeterli kanı ve kanaat oluşmadığından adı geçen hakkında CEZA TAYİNİNE YER OLMADIĞINA,
2-Atlet Turgay LEVENT’in bir başka atlet arkadaşı Mert BAŞ’ın lisansıyla yarışmalara katıldığı sabit olduğundan eylemine uyan Atletizm Ceza Talimatı’nın 23. Maddesi uyarınca altı ay süre ile yarışmalardan men cezası ile cezalandırılmasına, cezasının tedbir tarihi olan 07.09.2011 tarihinden başlatılmasına,

3-Antrenör Hasan ÖZBAKIR’ın eylemi bir başka sporcusunun lisansı ile Turgay LEVENT’i yarışmaya sokmak suretiyle Atletizm Federasyonu’nu yanıltıcı davranışı hakkında Atletizm Ceza Talimatı’nın 23. Maddesinin uygulanması gerektirdiğinden, bu madde uyarınca Hasan ÖZBAKIR’ın altı ay süre ile hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılmasına, cezasının tedbir tarihi olan 07.09.2011 tarihinden başlatılmasına,

4-Galatasaray Spor Kulübü’nün konuyla ilgili gerekli araştırma ve ihtimamı göstermemesi nedeniyle ve objektif sorumluluk kuralları uyarınca Galatasaray Spor Kulübü’nün eylemi Atletizm Ceza Talimatı’nın 23. Maddesi uyarınca takdiren bir ay süre ile yarışmalardan men cezası ile cezalandırılmasına, cezasının karar tarihinden itibaren çektirilmesine Tahkim yolu açık olmak üzere katılanların oybirliği ile 23.09.2011 tarihinde başlatılmasına,



Dip Not: Oyuncuya kulüpten daha fazla ceza veren yönetmelik de yeme de yanında yat cinsindenmiş. 


21 Eylül 2011 Çarşamba

Yeni Dönem İstanbul Barosu Amblemi

Bobiler'den;



Lütfi ve Paşasının UEFA Öncesi Son Konuşması



Orası TFF - NBA Değil!!

Dear Mehmet Ali Aydınlar,

Bu sana son on günde yazdığım ikinci mektup. 4 büyük takımda oynamış Sergen Yalçın, 3 büyük dinin 2'sinde gelgitler yaşamış Tuğçe Kazaz'dan sonra Lütfi Arıboğan ile sen de bir kaç farklı branşta görev alarak değişik bir kulvarda kariyer yaptınız.

Senin son 2 seneni voleybolda geçirmen, Lütfi'nin ise Basketbol Federasyonu Başkanlığına adaylığını koyup patlaması sonucu yaşadığı travmanın etkileri, futbol federasyonuna yansımış bulunmakta. Aldığınız kararları alt alta yazıp incelediğimiz zaman bir Serdar Ortaç bestesindeki aceleciliği görüyoruz. 

Yaz döneminde gerçekleşen enteresan takaslara ses çıkarmadınız ardından play - off sistemi gibi bir saçmalık getirdiniz onu da geçtim NBA'deki gibi 2 günde 1 maç düzenini de oturttunuz. Lig TV'de haftanın 7 günü canlı maç yayınlanmaya da başladı. Daha ne olsun? Biz TFF'yi özerk zannediyorduk artık kime bağlı olduğuna karar veremez olduk. 

Play - off sistemi demişken Lig TV play off maçları için ek ücret alacağını açıklamış.Ne güzel değil mi? Play - off sisteminin ömrü mü daha uzun olacak yoksa senin TFF başkanlığın mı çok merak ediyorum.

Arada merak ettiğim bir şey daha var. Bu sene Fenerbahçe'nin  maçları "doğal handikaplı" mı oynanacak? İlk 3 maç verilmeyen 3 penaltı ve ofsayt diye sayılmayan bir gol. Fena değil ne dersin? Yukarıda bahsettiğim gibi NBA kafasına bu kadar girmişken benim önerim son 2 dakika içerisinde gerçekleşen hücumları hakemlerin tekrar monitörden izleme hakkı da olsun. Özgür Yankaya diye bir hakem var tanır mısın bilmem, ligin ilk haftası Melo'nun kafasına ses çıkarmayan hani.. Hatırladın değil mi? Hani kurumların hakemin görüş alanında diye Melo'ya ceza vermemişti. 2 hafta sonra onu Fenerbahçe maçına vermek için ödül diyebilir miyiz? Yoksa "Küçük Ulusoylar" mı türüyor? 

Mektuba burada son verirkene bir konuda fikir almak istiyorum. Sen de az çok Nato işlerinden anlarsın diye biliyorum. Son yapılan Nato ihalesini kazanan grubun içinde kimler vardı? Önümüzdeki ilk Nato ihalesi ne zaman? Bir de daha kritik bir soru var. Şimdi Nato füze kalkanı "döşeyecekmiş" ya ülkeye, bunun ihalesi açılır mı? Açılırsa ne zaman açılır? Açılırsa kimler katılır? Etrafında tanıdık nato müteahhidi var mı? Varsa onlar şu an nerede yaşıyor? Bunların bir alakası var mı? Yoksa hepimizi birer küçük Hıncal mıyız? Komplo mu dersin?

Dip Not: Keşke dün stadda olsaydın, ne de olsa bu sene gelme ihtimalin olduğu son maçtı. Üzüldüm senin adına. Zamanında başkanlık hayalini kurduğun takımın stadına şimdi TFF başkanı olmana rağmen gelemiyorsun. Onu geçtim bilet alsan yine gelemezsin.

Sevgiler


15 Eylül 2011 Perşembe

Gökhan Gönül'ün Sakatlığı da mı Uefa'nın İşi?

Dear Mehmet Ali Aydınlar,

Prompterınız bu mevzuya ne der çok bilmiyorum ama işi size bıraksak "Biz Fenerbahçe'ye olmasa bile Uefa'ya Gökhan Gönül'ün sakatlığını bildirdik ancak onlar Fenerbahçe'ye bildirmediyse kavgayı onlarla edeceksiniz bizle değil." diyebilirsiniz. Olmadı "kurduğumuz heyet kozmik odada MR sonuçlarını değerlendirdi ancak kırık diyebilmemiz için yeterli kanaat oluşmadı." dersiniz. Veya haddinizi aşarak (ki burada çok içten küfür etmek isterdim ama biliyorsun küfür yasak) ; "Fenerbahçe sağ kanadında tek adamlık devri sona ermeli, Gökhan Gönül'ün alternatifi bulunmalı." dersiniz. İşin trajik yanı ne biliyor musun; senin onlarca hastanen, yüzlerce doktorun, binlerce hastan var ve bu kepazelik senin kontrolünde oluyor. İki gram onurun varsa git istifa et.Cidden 4 gözle bekliyorum ne açıklama yapacağını. Yukarıda dediklerim birer seçenek olabilir ama en mantıklısı; "Bugüne kadar hangi dediğimiz doğru çıktı ki bu doğru çıksın. Kırık yok dedik siz de bunu yediniz." olur.

Şimdi kimi kime şikayet edeceğiz. Taurasi davasında ne oldu ki bunda o olsun. Gökhan iyileşene kadar Fenerbahçe maçlarını erteleyebiliyor musun? Yok. Yer mi? Yemez. Gökhan'ı milli takım kampına bir daha çağırırsan yüzüne nasıl bakacaksın. Onun yokluğunda mağdur duruma düşen takım arkadaşlarının yüzüne nasıl bakcaksın? Cevabı belli şampiyonlar ligine göndermeyip, sonra ligden düşürmeye götün yememesine rağmen 3 gün sonra milli maça çağırdığında baktığın gibi.

Tabi sen eski muhasebeciydin değil mi, küçük hesapları iyi bilirsin.

Burada bir de Fenerbahçe oyuncuları milli takımı sabote ediyor; Emre, Serdar ve Gökhan Gönül sakat numarasına yatıyor diyenler vardı onlara da selam olsun.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Guiza Bu Ligde Oynar

Haftasonu oynanan Real Betis Mallorca maçında yaşanan akıl almaz pozisyon.



12 Eylül 2011 Pazartesi

Alex kaç kişiyi çalımlarsa Cemil Turan'ı çıkarabilirsin hafızandan?

Dear Fenerbahçe Taraftarı;

Unutma!!! Akşam Kayserispor Orduspor ile yapacağın maç sezonun geri kalan tüm maçları gibi önemsiz bir maç. Bu lig artık amaç değil sadece bir araç. Alex 3 gol atsa, Volkan penaltı çıkarsa, Aykut Kocaman alt yapıdan 3 tane yeni oyuncu da bulsa bizim savaşımız, bizim kavgamız bu değil. Eskiden her şeyi şampiyonluk zannederdik, güzel gol, havalı yabancı, alt yapıdan çıkan genç yetenek zannederdik ama muhteşem dalaverelerle bize şampiyonluğun da hikaye olduğunu çok açık bir şekilde gösterdiler.Ve daha da acısı bu Muz Cumhuriyetinden hallice memlekette şampiyonluğun keyfe göre el değiştirilebileceğini, sonuna kadar masum olduğuna inandığımız adamların da içeri tıkılabileceğini de çok net gösterdiler.

Şimdi akşam 6 - 0 kazansan ne olur, kaybetsen ne olur. Hangi gole gönül rahatlığıyla sevinebilirsin ki Aziz Yıldırım içerideyken. Hangi iyi çalım İlhan Ekşioğlu ve Şekip Mosturoğlu'nu aklından çıkarabilir ki? Veya Alex orta sahadan topu alıp kaç kişiyi çalımlarsa Cemil Turan'ı çıkarabilirsin hafızandan? Puan hesabı yaparken aklına Tamer Yelkovan gelmeyecek mi? 

Akşam sevinirken bu adamları unutmamak lazım. Beşiktaş'lı duruşunu bilirsiniz. Hani içeride asbaşkanı ve teknik direktörü varken şike sadece Fenerbahçe'nin meselesi değildir, tüm Türkiye'nin meselesidir diyebilecek kadar kaypak olmaktan bahsediyorum. Farkımızı görmek isteyen herkes görüyor. Artık bunu 1 basamak yukarı çıkarma zamanı.Sizi bilmem ama ben  atılan gollerden sonra dahili anonsta stadın yanındaki kaldırımdan Aziz Yıldırım diye bağırıyor olacağım. Sonra sırasıyla diğer içerideki herkesin ismini geçireceğim aklımdan. Bir galibiyete, bir kupaya, küme düşürülmemeye ne ruhumu ne takımımı ne de başkanımı teslim edeceğim.

Dip Not:  Her maç öncesi piyasaya sürülecektir.


8 Eylül 2011 Perşembe

@erginataman ve Bitmeyen Kompleksi

Küçük Emrah'ın filmlerinde annesine yönelik saldırılar için "Emrah Koş" derler ya bunun günümüz uyarlaması da Ergin Ataman'ın açıklamalarında görebilirsiniz. Fenerbahçe ile ilgili tartışmaya açık bir konu olunca sanki biri kulağına "Ergin Koş" diyor. Babam yine milliyetçiden milliyetçi kesilmiş, ama yine boşa çıkmış. Ergin Ataman anlıyorum ki içinde bitmek tükenmek bilmeyen bir kuyruk acın var,"gerginliğinin" sebebi sanırım o. Ama rahat ol, türk basketol camiasındaki insanlara Ergin mi daha adamdır yoksa Emir mi daha adamdır diye bir soru sorsak sanırım cevap seni biraz üzer. Ondan nacizane tavsiyem herşeye atlama, sakinliğini koru. Emir de (@rille55) şimdi ben öyle bir şey söylemedim demiş. Yine tutmadı be Ergin'im. Yine olmadı, yine bok atamadın. Yine dopingli şampiyonluğunu ört bas edecek bir fırsat eline geçmedi. Ben sana şike davasını öneriyorum biraz da orayı dene belki oradan bir şey çıkar.

Ayrıca haberi bulan, yakalayan, çeviren ve direk çivi ve çarmıhları hazırlayanlara da selam olsun. 


Kerem Tunçeri ile 10 yıl Önce 10 Yıl Sonra

2001 finalinden sonraki sözlerini aşağıdaki videonun 4.52 dakikasında görebilirsiniz.İlk tur son maçımız olan İspanya maçından sonra yaptığı açıklamalara ne kadar da benziyor. Geçen sene takımın direksyonunu bir an olsun bırakmayan Kerem'den şu anda eser yok. Yıllardır alttan kısa oyuncu gelmiyor diyorduk, şu an bu durum iyice gözümüze gözümüze batmaya başladı. Dünya Şampiyonası İkincisi olarak Avrupa Şampiyonasına gidiyoruz ancak rotasyonumuz 8 kişi. 9. adamı çıkartamıyoruz bile. Bu ne Orhun Ene'nin ne de Tanjevic'in suçu. Bütün potansiyelli gençlere en az bir kere hatta çoğuna birden fazla şans verdiler ancak çoğu bu fırsatı eliyle itti. Erman Kunter'li 1999 kadrosunda 20 yaşındaki Hidayet ve Kerem Tunçeri ilk 5 oynuyor, Mehmet Okur ise 6. adam olarak çok iyi süreler buluyordu. Artık bunlar gibi tırmalayarak gelen adam sayısı yok. Ünal Özüak gibi sığılaşıp Orhun Ene'nin üzerinden geçmeye gerek yok. Genç yetenekler dediğimiz adamlar Emir, Cenk, Ersan, Ömer artık 25 yaşına geldiler. Enes son 4-5 senede 20 yaş altı olup da katkı veren ilk oyuncumuz. Hikayeyi böyle terse çevirip okuyunca her şey ortaya çıkıyor. Bu şampiyonada final yapamaz mıyız yine yapabiliriz. Ama artık daha fazla bu gerçeklere gözlerimizi kapamamak lazım. Türk Basketbolu o eski yeni oyuncu yetiştirme ivmesini kaybetti. Alt yapı alt yapı diye övünen Efes'in alt yapıdan çıkarıp aldığı dakikanın hakkını veren son oyuncusu Ender Arslan. 1983 doğumlu. Bu bile her şeyi çok kısa ve net şekilde anlatan bir durum.



7 Eylül 2011 Çarşamba

Çok İddialı Bir Ömer Üründül Yorumu

Malum Türk - Fransız ortak yapımı bir trajedinin göbeğinde dişlerimizi sıkmaktan dünya güzelliklerini unuttuk.Şu video ile Ömer Üründül'e bir ince "hassiktir" çekelim ondan sonra kaldığımız yerden sövmeye devam ederiz.



25 Ağustos 2011 Perşembe

Yoksa Siz Hala Cemaatleştiremediklerimizden Misiniz?

Bu saatten sonra geriye yapılacak tek bir şey kalıyor. Şükrü Saracoglu'nda kendi aralarında bir maç, taraftarla kucaklaşma sonra da bu iğrenç ortamdan takımı alıp uzaklaşma. Aşağıdaki yazıyı 4 Temmuz'da yazmıştım, artık daha iyi anlaşılıyordur umarım....Noktasına virgülüne dokunmadan tekrar paylaşmakta yarar var.

Konuya ne "ama siz de yaptınız", ne de "biz masumuz" diyerek girmeyeceğim. Ben artık bu ülkede bazı şeylerin kör gözüne parmak şeklinde yapılmasından sıkıldım, gazeteciler gidiyor, yazarlar gidiyor, Fenerbahçe gidiyor, Aziz Yıldırım gidiyor...

Hepsinin çıkış noktası ve gelip bağlandığı yer aynı. Zaten bu sistemde masumlara suçlu, suçlulara masum kılıfı çok rahat geçiriliyor.Bu işten ne Aziz Yıldırım'ın ne de Fenerbahçe'nin aklanacağını düşünüyorum.Yanlış anlaşılmasın bu aklanmamak kirli olduğundan değil, kulübü cemaatleştirmediğimizden olacak.

Uyan Sporsever!!! Fenerbahçeli de olabilirsin, Galatasaraylı da olabilirsin, Beşiktaşlı da. Bu adamlar dün senin ordunu aldı hiç bir gerekçe göstermeden, sonra medyanı aldı, şimdi de şu boktan düzende sana insan olduğunu hatırlatan, kimliğinini bir parçasını almaya geldiler. Bugün Fenerbahçe giderse, yarın işlerine gelmezse Beşiktaş gider, sonra Bursaspor. Bu düzen böyledir.

Uyan Türkiye!!! Bu davayı desteklemek, Fenerbahçe'yi bu kapanda mahkum etmek, onunla ilgili gırgır yapmak, bu davaya inanmak, bugüne kadar karşı olduğunuz gruba prim vermektir. Ondan Aziz'in adını duyunca atlayıp saldıran herkesin bu hususu yeniden düşünmelerini istiyorum.

Ben artık oynamak istemiyorum. Karşı taraf mızıkçılık yapıyor demekten, bunu kanıtlama çabasına girmekten sıkıldım.


Bu ülkede her demokatik ülkede olan güçler ayrılığı artık sallantıda sanki. Fenerbahce.org dün laf ola hukuka güveniyoruz demiş ama dedim ya laf ola. Bu ülkede herkes açık açık konuşmaya başlasın artık kaç kişi hukuka güveniyor ki, Fenerbahce güvensin...

Bu ülkede iki kural var artık.

1) Cemaat her şartta haklıdır.
2) Cemaatin haklı olmadığı her şartta 1.madde geçerlidir.